Erkek dediğin "Bursa kumaşından hazırlanmış rengârenk...
Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Erkek dediğin "Bursa kumaşından hazırlanmış rengârenk etek giyer"

14 Şubat 2018 - 00:32

Şanlıurfa GAP havaalanına çok özel bir uçak indi, içinden başımızın tacı, gözümüzün nuru, el emeğimiz atama milletvekilleri çıktı.

İnsanın niyeti Salih olduktan sonra, akibeti de hayır olur...

Şanlıurfa’ya geçen hafta sonu inen özel uçaktan, çok özlediğimiz, hasretle beklediğimiz temsilciler çıktı ( ne kadar şanslıyız) , üstlerine giydikleri "Bursa kumaşından" yapılan rengârenk eteklerle, gülücükler saçarak, mutluluktan başı dönmüş bir şekilde merdivenlerden inen zatı muhteremler, kendileriyle beraber getirdikleri "Bursa kumaşından yapılmış rengârenk", çeşit çeşit, boy boy etekleri Şanlıurfa’nın erkekleri giysin diye bizzat kendilerinin dağıtacaklarını söyledikten sonra, hazır olda duran pahalı kıyafetlerin içine saklanmış, ağızları bir karış açıkta bekleyen, gelecekteki temsilcilerimiz idarecilerimiz olmaya sulanan, ellerindeki çiçeklerle sıraya dizilmiş heyecanla bekliyorlardı.

Resmi yetkililer ve kalafatlı gres yağlarına hediye ettikleri "Bursa kumaşından yapılmış etekleri" ilk alan ve göbek atarak giyinen erkeklerimiz, ödüle layık görüldü, seçtiklerimiz olan Ankara’daki efelerimiz tarafından alınlarına paralar yapıştırıldı, elma yanaklarından öpülerek tebrik edildiler (ne büyük bir şeref, herkese nasip olmaz)...  

Önümüzde ki ilk seçimde gres yağlarının sıralara yerleştirileceğini duyan vatandaşlar, "Bursa kumaşından yaptırılan eteklerini" giymek ve kendilerine yer bulmak için havaalanı yoluna doğru akın etti.

İzdihamın yaşandığı Şanlıurfa’da bir birini ezen telef eden kuzucuklar, üç gün boyunca, aç susuz uykusuz çoluk çocuk kadın erkek yaşlı demeden, üstleri başları dövünmekten param parça olmuş kıyafetleriyle sokaklarda yaşamaya başlayan milyonlarca insan, hep bir ağızdan bana da yok mu, ben insan değimliyim, bende sizlere oy veren kerizlerdenim, geri zekâlılardanım, akılsızlardanım diye bağırdıkları söyleniyor.

Şanlıurfa’nın iki milyonu aşan nüfusu iyi hesaplayan eşsiz atama vekillerimiz, kimse açıkta kalmasın diye hatta doğacak olan çocukların hesabını yaparak fazladan getirdikleri "Bursa kumaşından yaptırılan etekciklerin" herkese yeteceğini ilan ederek, vatandaşı sakinleştirmeye çalıştılar.

Muhteşem hizmetler sunan, fedakar başkanlara babalarından miras kalan belediyelerin hoparlörlerinden yapılan anonslarda, içine vita yağı doldurulmuş teneke televizyonlardan ve kuyruk yağlı dırmıkçiler olan sosyal medyalardan yayınlanan duyurularda, paylaşımlarda halka verilen müjdeli haberlerde şöyle denmiştir ( kim hangi milletvekiline, belediye başkanına, il ilçe başkanına, encümene oy verdiyse "Bursa kumaşından" yapılan eteğini gidip ondan teslim alabilir denmiştir), bu açıklamadan sonra sakinleşen halk, giysinler diye kendilerine özel olarak hazırlanan "Bursa kumaşından hazırlanmış rengarenk etekleri" çok beğenmişler ve toplu halde şöyle demişler ( artık kadınlarla aramızda bir fark kalmadı ne mutlu bize, erkek dediğin "Bursa kumaşından hazırlanmış rengarenk etek giyer", üstüne kravat takar, beline de silahını kuşanır, sonra meydanlara çıkar boy gösterir, örgü örer, evini temizler, yemek yapar, çocuklara bakar, hanımı çocukları eve geldiğinde aferin sana demelerini bekler.

"Ey asrın babayiğitleri, filozoflar, eşsiz büyüklerimiz, büyük iş adamları, her tarafı para kokan şifreli kasalar oyumuz sizin, iyi ki varsınız, siz olmasaydınız biz ne yapardık, sonunda gerçek hayatımıza döndük, nüfus cüzdanlarımızı da pembe yaptınız mı değmeyin keyfimize" demişler...

 Sonra berberlerin önlerinde kuyruk oluşturmaya başlamışlar, bıyık kesme sırası almak için, kırılası elleriyle oy verdikleri "pembe panterlere "torpiller yaptırmaya başlamışlar, rüşvetler vermişler, telefonlarla randevu almak için vaatlerde bulunmuşlar, başka şehirlerden özel olarak eski sünnetçileri getirtmişler, herkes mutlu bir hayat yaşamaya başlamış, çünkü istedikleri şeye kavuşmuşlar, kim istemez ki "bursa kumaşında hazırlanmış rengarenk etek giymeyi" parmaklarına taktıkları zillerle, boyun kırarak göbek sallayarak oynamayı..?

El öpme, ayak yalama, sarılma, koklama, dua isteme, tokalaşma izdihamının devam ettiği söylenen Şanlıurfa halkı, sonunda kurtuluşa ermiş, oy verenlerin cennete gideceği garantisi alanlar, doymuş açlar, silinmiş borçlar, ayaklarından abide parkının direklerine asılı yargılanmış hapse atılmış tefeciler(faizciler) ve zorla aldıkları mal mülk paralar sahiplerine dağıtılmış, illegal terör örgütlerinin itirafçı olduğu için (cukkalar alındıktan sonra)yanlışlıkla bırakılanların tekrar yakalanıp hapse atılmışlar, belediyeleri, devletin resmi kurumlarını soyan eski ve yeni seçilmiş atanmış hırsızlar, arsızlar, terör örgütlerine hizmet edenlerle ortak olanlar görevlerinden alınıp cezalandırılmış, bir daha dışarı çıkmamak şartıyla hapse atılmışlar, paraya ihtiyacı olanlar belediyelerdeki vurgunların saklandığı gizli emanetçilerden kendi elleriyle ihtiyaçlarını alabilmiş, para vermeden marketlerden evlerine istedikleri kadar yiyecek götürebilmiş, arabası olmayanlar bayilerden galerilerde istediği arabaya binip gitmişler, evi olmayanlar beğendikleri evlere yerleşmişler tapuları ceplerine koymuşlar, Suriye’den gelen mülteciler kendi evlerine dönmüşler..

Tarlalara ekilen ürünler biçilecek duruma gelmiş, hayvanlar aniden beşer yavru birden doğurmaya başlamışlar, günde yüz elli kilo süt vermeye başlamışlar, her birinin eti iki tonu bulmuş, ağaçlar çiçek açmış, meyve vermiş, elektrikler hiç kesilmemiş gece gündüz her taraf ışıl ışıl parlamaya başlamış, susuzluk denen şey unutulmuş, her tarafta şelaleler oluşmaya başlamış...

Bu kadar kusursuz bir hayat yaşayan insan daha ne ister, yediği önünde yemediği arkasında, bir eli Kars balında, bir eli sade yağda, sokaklarda Elele dolaşan "Bursa kumaşından hazırlanmış rengarenk etekli Şanlıurfa halkı; bu Süpermenlere oylarını vermeyecekte kime oy verecek..?

Sonunda aklını kaybeden vatandaş; oylarını vermeye devam ettiği sürece hem dünyasını hem ahiretini garanti ettiği söyleyerek, ot gibi yaşamaya başlamış..

Dini inancını, imanını, vatanını, bayrağını, devletini, milletini, şerefini, onurunu, kişiliğini, tüm değerlerini para ve makam uğruna feda edenler, kendilerini satanlar ve bunları bildiği tanıdığı duyduğu halde destekleyenler, beraber yol gidenler, savunanlar, ses çıkarmayanlar hatta oylarını verenler; bu gibilerden daha günahkâr, daha suçlu, daha tehlikeli, daha güvenilmez, daha inanılmazdırlar, hiç kimse kusura bakmasın.

Öyle kirli bir zamandayız ki, her türlü pisliği, yolsuzluğu, ihaneti yapanlar takdir ediliyor, suçları savunuluyor, korunuyor, ortalarda dolaşmalarına izin veriliyor, nerdeyse ödüllendirilecek duruma getirildiler, nasıl bir haysiyet, utanmazlık, karaktersizlik bu.

Bunlara karşı gelenleri, itiraz edenleri, yaptıklarını çirkeflikleri kabul etmeyenleri, haklarında konuşanları da millete hedef gösterip her türlü iftiraları atabiliyorlar, onurlarıyla şerefleriyle oynayabiliyorlar, dışlaya biliyorlar, yetkili kişilerle illegal çetelerle illegal terör örgütü elemanları tarafından tehdit ettiriliyor, hakaret ettiriliyor nerde yaşıyoruz, kimsiniz, nesiniz, nasıl bir yapılaşma bu, ne yapmaya çalışıyorlar, ey millet kör müsünüz, sağırımsınız, dilsizimsiniz, hiç mi gururunuz yok, neden bu kadar duyarsız oldunuz ne çabuk unuttunuz gördüklerinizi, yapılanları, söylenenleri.

Bir de utanmadan, bu gibilere değer veriyor, kuyruklarında geziyor, karşılıyorsunuz, dinliyorsunuz...

Bunların önde gelenide pille çalışan uzaktan kumandalı oyuncak robotlar olan seçilmiş ve atanmışlardır sakın unutmayın, ha inanmıyorsanız basında çıkan görüntülü yayınlara bakın sonrada kendinize aynada bir bakın, nasıl biri olduğunuzu, neler yaptığınızı, görün ve kararınızı verin...

 Hiç kimseden şahsi talebim olmadı, müracaatım makam talebim olmadı çıkar peşinde koşmadım, beklenti içinde olmadım, mücadelemin en büyük sebebi, ihtiyacı olanlardan alacağım en büyük mükafat güler yüzlerini görmekti, sıkıntılarına çare olmaktı, maalesef başarısız oldum, her şeyin maddiyatla çözüldüğü bir toplulukta vicdanım sızlıyordu ama hiç bir şey yapamadım, ben; verdiğim oylar için, pişmanım, benimde geçmişte bilmediğim bir çok pislikler kirlilikler yapılmış, öğrendikten sonra yolumu değiştirme kararı aldım, bildiğim kadarını da uzun zamandan beri sizlerle paylaşıyorum, beni haklı bulanlar da var eleştirenlerde, önemli olan aldığım karardır, Allah’ımda af diliyorum, sebep olduğun oy sahiplerinden helallik istiyorum, siz değerli Şanlıurfa halkından da özür diliyorum..

Adam zannettiğim atanmış ve seçilmişlerin, bana verdiği sözlerin hiç birini yerine getirmediler, mağdur muhtaç ve yoksul halkıma hizmet götürme çabalarım karşılığını bulmadı.

Atalarımızın güzel bir sözü var, insanoğlu zararın neresinden dönse kardır.

Allah yarattığı kullarının tövbesini bir daha yapmamak kaydıyla kabul edebileceği kur-anı kerimde bizlere bildirilmiştir (kul hakkı hariç) ben bunların yaptıkları yanlışlıklara hep karşı çıktım, hiç onayladığımı hatırlamıyorum, beraberde olmadım, beni tanıyan herkes bilir, bende az çok kimin ne yaptığını da öğrendim, bu güne kadar isimlerini yazmadım ama gerekirse yapılan yanlışları, yolsuzlukları, pislikleri belgeli ve şahitli olanları açıklamaktan, yazmaktan, yayınlamaktan onur duyarım bundan kimsenin şüphesi olmasın...

Bu günden itibaren yapmak istediğim hizmetleri, deneyimlerimi, tecrübelerimi; "İYİ parti "mizde devam edeceğimi bilmenizi isterim. Türkiye’nin neresinde olursa olsun hatta yurt dışındaki vatandaşlarımızdan bizimle beraber yol gitmek isteyen herkesi, Türkiye’mizin milletini "İYİ partimize davet ediyorum..!

Davamız; Türkiye'dir, dinimizdir, imanımızdır, inancımızdır, bayrağımızdır, vatanımızdır, milletimizdir, devletimizdir, ilkelerimizdir, geleceğimizdir ,demokrasidir, insanlarımızın birlik ve beraberlik içinde yaşamasıdır "bizim gibi düşünen yol arkadaşlarımızı bekliyorum, dualarınızı bekliyoruz...

 "İYİ parti'miz vatana millete hayırlı olsun"

" Eğer Allah cc. size yardım ederse, artık size galip gelecek kimse yoktur".

Al-i İmran...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar