" İçimize ve etrafımıza dolanan zehirli sarmaşıklar "
Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

" İçimize ve etrafımıza dolanan zehirli sarmaşıklar "

31 Mart 2018 - 11:21

 

Etrafımızı saran düşmanlarımız yetmezmiş gibi, bir de içimizde bulunan onun bunun uşağı satılmış hainlerle uğraşıyoruz...

Bir türlü sonu gelmeyen saldırganlar "ortalığı karıştıran fesat şaklabanlar" birileri tarafından özellikle mi seçiliyor, yoksa beceriksiz seçilmişlerin yaptıkları hatalardan faydalanıp mı içimize sızıyorlar.?

Kalbura dönmüş sınırlarımız kendimi bildim bileli geçişlere müsait, isteyen istediği yere gidiyor, geliyor, götürüyor, getiriyor, taşıyor, alıyor satıyor, tercih kendilerine kalmış; ister yayan, ister karadan, ister havadan, ister denizden. Kontrol yok, takip yok, inceleme yok, bilgi yok, yapabileceğin ne yanlış varsa yap yanına kar kalsın sonra istediğin devlette rezervasyonunu yaptır seni karşılasınlar, bankalarda dolar hesaplarını aç, kaçırmak istediğin ne varsa al yanına ışınlanmış gibi kaybol ..

Suç işleyen vatandaşlarımızı kucaklayacak komşu devletler kendilerine sığınacakları aç timsahlar gibi ağzını açmış beklerken, Türkiye’ye geçmek isteyen dış devletlerin istihbarat elemanları, kara para aktarımı, uyuşturucu, terör örgütü elemanları, silah, cephane ve her türlü kaçakçılık yapılırken bizim yetkililer ne yapıyor.?

Türkiye’miz; Avrupa devletimi, Ortadoğu devletimi, osmanlı devletimi bir türlü karar verilemedi, bir an önce ne olduğumuzu bize söyleseler de bizde ona göre bir hayat kursak, yaşasak, düzen kursak olmaz mı..?

Sabah dostumuz denilen devletle, milletle akşam düşman olmak bizleri kendine güvenemeyen bir millet haline getirdi, kendimize olan saygımızı yitirdik, düşünemez olduk, konuşamaz olduk, iş yapamaz olduk peki neden bu duruma getirildik suçumuz kandırılmak mı, oylarımızı vermek mi..?

Dünyanın bütün devletlerine kafa tutan idarecilerimiz aniden "u" dönüşü yaparak, birden bire dost olabiliyorlar, inanın başımız dönüyor artık, kıblemizi şaşırtmaya çalışanlar kendilerini düzeltseler hiç bir sorunumuz kalmayacak ama maalesef icraat yok, liyakatsızların cenderesine girmiş bir millet olduk, kendilerini çok fazla akıllı zannedenler bizleri Alzheimer  zannediyorlar, ayakkabısını ters giyenler düzgün yürümeyi beceremezler, sabah başka, öğlen başka, akşam başka nedir bu çektiklerimiz sizlerden sayın seçilmişler, köy muhtarından vali, validen köy muhtarı olmaz liyakat sız beceriksiz batakçılar yaptığınız her şeyi kabul etme mecburiyetinde değiliz, söylediğiniz her kelimeyi alkışlama mecburiyetinde değiliz, sizleri sevme ve savunma mecburiyetinde değiliz, sizlere oy verme ve seçme mecburiyetinde değiliz, şimdi ben bunları yazdım diye günaha mı girdim suç mu işledim belki de düşman ilan edildim bazıları tarafından, yani sizden taraf olunca, her yaptığınızı alkışladığımda, emme tulumba gibi başımı salladığımda iyi bir insan oluyorum, yanlışları kabul etmeyince, itiraz edince, karşı gelince ötekileştirilip düşman ilan ediliyorum vay be, hani demokrasi vardı insanlar özgür düşüncelerini söyleye biliyordu, baskı yoktu, zulüm yoktu; peki dinimiz

İslam bu mu.?

Müslümanlık bu mu.?

Vicdan bu mu.?

İnsan hakları bu mu.?

Adalet bu mu.?

Birilerinin yaptıkları pis ve kirli icraatlarına, beceriksizliklerine,hırsızlıklarına,yalanlarına,daleverelerine,ihanetlerine bu kadar uzun zaman nasıl tahammül ettik inanın bende anlamış değilim, efsunlandık mı, üfürülendik mi bilemiyorum, nasıl bu kadar zaman düşünemeyen, kör, sağır, dilsiz, duygusuz, biatçı, zavallı bir millet olduk, aklıma geldikçe kendimi affedemiyorum...

Seçilmişlere ve atanmışlara hele bir bakın içlerinde kimler var kimler; sinek b.kları, çöp artıkları, hamam suları, ayakkabı pislikleri, tuvalet kanalizasyonu farelerini, yedi renkliler (heftrenk),terör örgütü elemanları ve maddi manevi destekçileri, itirafçı diye salıverilen din, ezan, bayrak, vatan, devlet, millet hainlerini sanki özellikle seçip baş olarak kakaladılar bizlere...

Ailelerine,köklerine,soylarına,soplarına,tiplerine,geçmişlerine,yepılarına,akıllarına,tecrübelerine,yeteneklerine,alış verişlerine, nerden ne şekilde geldiklerine bir bakın sorun soruşturun, piyasaya kimler tarafından ne karşılığı sürüldüklerine ve bu güne kadar bizleri kimlere idare ettirdiklerine bir bakın..!

Kümesten çıkıp makama oturtulanların, yumurtlamayı beceremeyen tüyleri dökülmüş tavuklar bizleri kendilerinden beter ettiler. Yemlenmeyi bilmeyen civciv kılıklılar, birden bire yakalarında rozet, üstlerinde takım elbise, boğazlarında iplik gibi asılı kravat, ellerindeki çantalarda deste deste dolarlar, ihale dosyaları, iş takibi evrakları, rüşvetler, altlarında zırhlı araçlar, arkalarında devletin özel korumaları, karşılarına dizilmiş önünü ilikleyen halkı karşılarında hazır olda bulunca ne oldum delisi oldular, çaldılar, vurdular, çarptılar, yediler, yürüttüler, amuduyla götürdüler, sonunda bizleri de delirttiler, çıldırttılar çünkü sabrımız dermanımız kalmadı naylon kılıklı şişme bebeklerin yaptıkları hatalardan.. Kıçını ilk defa gören maymunlar gibi neye uğradıklarını şaşıran, kimselerin adam yerine koymadığı, selam vermedigi, ağzı kokmuş soğan hırsızları birden bire başımıza saygı değer birer seçilmiş ve atanmış olarak getirildiler, kendini adam zannederek milletin canını çıkaran, imiğini söken, ceplerindekine göz koyan çapsızlar, eski hallerine döndüklerinde tren çarpmış inekten farkları kalmayacak buna şüpheniz olmasın...

Birileri tarafından özellikle şaşkına çevrilmiş bir millet haline getirildik, beceriksiz liyakat sız hainler görevlerini hakkıyla yapamadığı ve ihmal ettiği için, vatanımızda bu kadar rahat dolaşan, dış devletlerin istihbarat elemanları, uyuşturucu baronları, organ tüccarları, insan kaçakçıları, terör örgütleri, hain satılmış çeteler barına biliyor, taraf toplayabiliyor, bu kadar rahat davranabiliyor, ortalarda cirit atıyor, her türlü silaha cephaneye sahip olabiliyor, ordular kurulabiliyor, destekçi bulabiliyor.

Bunlara yardımcı olan satılmışlar olmasaydı bu kadar güce sahip olabilirler miydi, devletin bütün resmi kurumlarına girebilirler miydi, üst düzey seçilmiş, atanmış, görevli yetkili, idarecileri örgütlerine eleman olarak alabilirler miydi, yönetebilirler miydi.?

Peki; bizleri bu hallere düşürenler, eski günlerimize tekrar dönmemize izin verecekler mi.?

Kendileri kazanacak diye bizlere kaybettirdiklerini iade edebilecekler mi..?

Kendi şahsi menfaatleri ve çıkarları için bizlere zorla yok ettirdikleri maddi, manevi varlıklarımızı geri verebilecekler mi.?

Bu çeteler milletimize hesap verecekler mi, hesap sorulacak mı, cezalarını çekecekler mi.?

Yoksa bütün pisliklerin üstü örtülmeye devam mı edilecek..? Usta'ya sormuşlar; hayatta yaptığın en büyük israf nedir.? Usta cevap vermiş; hak etmeyenlere verdiğim değer.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar