" Kendimiz ettik kendimiz bulduk "
Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

" Kendimiz ettik kendimiz bulduk "

27 Ocak 2018 - 00:05

 

Ellerimizle verdiğimiz oylarla Ankara’ya gönderdiklerimizin bizlere karşı yaptıkları ihanetler...

Bu güne kadar seçip Ankara’ya gönderdiğimiz babayiğitler var ya; birazda onlardan ve yaptıkları sayısız icraatlardan bahsetmek lazım..!

İnanın hiç durmadan çalışıyorlar, hizmet etmek için çırpınıp duruyorlar, bir vatandaş gelse de sorunlarını çözsek, işini görsek diye kapıda bekliyorlar, durmadan vatandaşlara telefonlar açıp sorunlarını dinliyorlar hemen de çözüyorlar, meclise gelme mecburiyetinde olan vatandaşa da, ellerindeki zurnayla" ayılana gazoz bayılana limon" şarkısını çalarak uğurluyorlar..!

Bu kadar yetenekli, faal, fedakar seçilmişi bir arada görmek bizler için büyük bir şans aslında, kıymetlerini bilmiyorsunuz çok ayıp ediyorsunuz, sizlere yakıştıramıyorum Şanlıurfa’lılar..

"Ne var yani karanlıklarda yaşıyorsanız, elektriksiz kalıyorsanız faturaları ödeyemiyorsanız, her taraf kazılmış çukurlarla dolmuşsa, çamur deryasına döndüyse, tarım bakanımızın övünerek bizlere diretmek istediği tek başarısı olan, Müslümanların katili Sırplardan ithal edilen, bismillah sız kesilen, çok eski tarihlerde katledilmiş bulaşıcı hastalıklı, virüslü etleri bizlere kakalamakla gururlanıyorsa, birileri hesaplarını biraz daha şişirse, kendi vatandaşlarını bile bile zehirliyorsa, kendi besicilerimiz kendi hayvanlarını kesip yemeye başladıysa, çiftçi tefecilere bankalara çalışıyorsa, mazotla benzin fiyatı dünya birinciliği kimseye kaptırmıyorsak, her şeyi ithal etmekten başka hiç bir başarıları yoksa, hastanelerimizin yönetimini çoluk çocuğun eline bırakılmışsa, hastanelerimizin önlerinde izdiham yaşanıyorsa, sağlık sektörü çöktüyse, kimin vatansever kahraman kimin hain olduğu bilinmiyorsa, mecliste yapmaya çalıştıkları konuşmlar da bu güne kadar Urfa’mız için hiçbir yatırım programı sunmadılarsa, Urfa’yla hiç bir alakası olmayan muhalefet milletvekillerinin memleketimizin sorunlarıyla ilgili önergeler verip haklarımızı savunuyorsa, bizim hatiplerimizin genel kurulda aldıkları konuşma sırasında ne okuduklarını anlayamadıysak, ilkokul çocuklarının bile, üfledikleri yalanlara inanmıyorsa, yeni okumaya başlamış ana okulu öğrencileri gibi sınıf tahtasına çıkıp ellerindeki kağıt parçasına birilerinin yazdıklarını heceleyerek heyecan içinde titreyerek sallanarak, her taraflarından dökülen ter içinde kalarak sunuyorlarsa, beceriksizliklerini herkesin görüp dalga geçmesine, kahkahalarla gülmelerine sebep oluyorlarsa, okuduklarının birilerine yağ çekmekten başka hiç bir işe yaramıyorsa, ne yapalım yani kapasiteleri buysa...

Telefonlara cevap vermekten aciz, ziyarete gelen vatandaşa kıçını dönen, ikramdan kaçan, doğal olan talepleri bile yapamayan, koltuğunda pineklemekten başka bir şeyden anlamayan, maskeli balo çocukları gibi davranan, palyaço makyajlı dublörler gibi davranan, insanlarla dalga geçmeyi görev bilen, insanlarla alay etmekten zevk alan, renkli balon kılıklılar, milletin temsilcisi olarak gönderdiğimiz, kendilerinden ve ortaklarından başka hiç kimseye faydası olmayan vitrin mankenleri, sizlerin bizlere yaptığı yanlışları hiç bir zaman unutmayacağız ve unutturmayacağız, yaşadığınız sürece sizleri her gördüğümüzde gözlerinizin içine baka baka hatırlatacağız, yüzünüz acı isot gibi kırmızı, kadayıf gibi kızarmış, lahmacun gibi gevrek olana kadar da söylemeye devam edeceğiz hiç şüpheniz olmasın..!

Çocukları yakınları işe gitmeden dolgun maaş alsın, rahat etsin, dünya turuna çıksın, en lüks arabalarla gezsin, geceleri orda bur da arkadaşlarıyla sohbet etsin diye, aile fertlerini hangi bakanlığa, resmi kurumlara yerleştirecekler diye kapı kapı dolaşmaktan gözlerine uyku girmeyen, terör örgütlerine hizmet etmekten yakalanmış akrabalarını duyunca dışarı çıkarmak için harcadıkları enerjiye inanamazsınız..!

Aynı vatandaşlarına gösterdikleri performansla, kan ter içinde kalmış bir durumda hizmet ettikleri gibi..!

Bir de sorumluluk taşıyan babacan milletvekillerinin çocuklarına nasihati ve talimatları varmış, merak mı ettiniz.?

Birazını sizlere anlatıyım ki cahil kalmayın, bakın analar ne evlatlar doğurmuş; dinleyin çocuklar; ben artık çok büyük bir adam oldum, bir daha beni kimse bu koltuktan alamaz, Türkiye’yi idare edenlerle oturup kalkacağım, ne istersem yapabilirim, sizde akıllı olun hemen bir şeyler yapalım;" paravan şirketler bulun, ihaleleri takip edin, bana haber verin gidip yetkililerle konuşayım cukkaları biz alalım, bizimde paraya ihtiyacımız var, herkes alıyor biz niye almayalım, boşuna mı bu kadar masraf ettik, yarınımızın garantisi mi var, ne vursak kardır, aldığım maaş neyimize yetecek, rüşvet alacak işler bulun ben hallederim, sizlerde hakkınızı alın harçlığınız çıksın birazını da bana verirsiniz, bakın milletin çocukları neler yapıyor, eski milletvekillerinin çocuklarına sorun onlar tecrübeli size yol göstersinler", ben bu makama ona buna hizmet etmek için mi geldim", diyen milletvekillerimizin ailelerine olan bağı, sevgisi, şefkati, duygusal yaklaşımı gözlerimi yaşarttı, peki siz ne hissediyorsunuz..?

Peki; neden bu günlere geldik, halkın sevgisini mecburiyetle uşaklıkla kölelikle karıştıran, bazı liyakat sız, kalpazan seçilmişler, yöneticiler ve atanmışların; belki de kendilerini nemruttun soyundan geldiğini zannetmesinden olabilir..!

Partilerinin aldığı oyları kendilerine meletmelerinden kibir e kapılmış olabilirler..!

Ya da cehaletten, kalitesizlikten, çok büyük bir terbiyesizlikten, edepsizlikten, utanmazlıktan olabilir, sizce neden olabilir..?

Bazı şaklabanlar; ben milletvekili sıramı, belediye başkanlık adaylığımı, teşkilat başkanlığını ve ya encümenlik sıramı alırsam insanlarımız oy vermeye mecburlar, ben işimi Ankara’dan (her hangi bir şekilde hallettikten sonra) kimse bana itiraz edemez "sistemiyle seçilmenin yolunu aramaya başlamış, öylede seçilmişlerdir çünkü başka bir şekilde koltukları kirletme şanslarının olmayacağının da, herkes gibi kendileri de bilmekteler ..

Bir yerlere gelen zatlar kendilerine ve yakınlarına çalışmaktan, kasalarını ceplerini ve göbeklerini doldurmaktan başka hiç bir düşünceleri olmayan, sadece kendi çıkarlarının hesabını yapanların, millete gelince maddi çıkarsız hiç bir hizmetlerinin olmadığı herkes tarafından alenen görülmekte ve halkta nefrete sebep olmaktadır.. "oy dediğin nedir ki, bir kağıt parçası, biri vermezse öbürü verir, "Erdoğan’ı sevenler bize de oy verme mecburiyetinde”, kimseye hizmet etme mecburiyetinde değiliz, yaptığımız her türlü yolsuzluk, gayrı meşru iş yanımıza kar kaldı, bu güne kadar hiç kimseye hesap soran olmadı, bizden de hesap sorulmadı, bundan sonra da soramazlar, kimseye ihtiyacımız yok artık yükümüzü aldık, herkes bize mecbur, biz olmazsak kime oy verecekler diyerek ortalarda dolaşanlara, şahsiyetsiz hırsızlara hesap sormakta, cezalandırmakta, makamlarından indirmekte bizim en doğal hakkımızdır, görevimizdir, bu zevkten de hiç kimse bizi mahrum edemez..!

Bir de tüccar milletvekilleri var; ihaleleri kovalamaktan, rüşvet almaktan, komisyonculuk yapmaktan meclisteki odalarına gitmeye vakit bulamıyorlar, sahtekar danışmanlarıyla, paravan üç kağıtçı ortaklarıyla Ankara’nın en lüks yerlerinde açtırdıkları bürolarda iş takipçiliği yaptıran, geçici işçilerin maaşlarını kursaklarından geçirmekten hayâ etmeyen keseciler, aldıkları haram paralarla pavyonculuk  mesleğine merak sarmış, konsomatrisler gibi onun bunun göbeğine oturup bahşişlerle geçinen satılmışlar, beytülmali soymaktan, ona buna pazarlamaktan başka hiç bir düşüncesi olmayan, başta kendini ve bütün değerlerini para karşılığı satabilecek kadar değersiz  işkembeler, yalancı dolandırıcı sahtekar tefeci vurguncular, vatan hainleri, kaç yüzlü olduğu belli olmayan onun bunun uşakları, içleri kararmış, kokuşmuş insan görüntüsüne bürünmüş inancı olmayan münafık şovmenlerin, fesatların döneminde bulunmaktan utanç duyuyorum...

Değerli Şanlıurfa halkı peki siz ne hissediyorsunuz..?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar