VAY LE GULO, YAMAN GULO
Misafir  Yazar

Misafir Yazar

Misafir Yazar

VAY LE GULO, YAMAN GULO

03 Mart 2018 - 20:42 - Güncelleme: 03 Mart 2018 - 20:48

 

Adı Gulo idi.
Gülizar.
Muş'un Khars köyünün tanınmış ailelerinden Miro’nun kardeşi Ağacan'ın kızlarından biriydi.
Varlıklıydılar.
13 yaşına kadar el üstünde büyümüştü.
Güzeller güzeli bir kızdı.

Muşlu Mirza Bey’in oğullarından Musa Bey ise Bitlis'te 300 adamıyla etrafa korku salan, zalimliği dillere destan despot bir ağaydı.
Musa Bey, Miro’nun kızı Manuşak’ın düğününde gördüğü güzel Gulo’yu gözüne kestirmişti.
Bir at ve ağırlığınca altın karşılığında Gülizar'ı ailesinden istedi.
Vermediler.
1889 yılının ilkbaharıydı.
Paskalyayı izleyen ılık pazartesi.
Gece yarısı köyde kandiller sönmüş, sadece köpek sesleri vardı.
Bir anda at sesleri, köpek seslerine karıştı.
Musa Bey 150 adamıyla Miro’nun evini kuşattı ve zorla Gülizar’ı kaçırdı.
Evlenmek istiyordu.
Ama dört tane daha eşi vardı.
Yöredeki şeyhler dört karısı olduğu için evlenemeyeceğini söylediler.
Bu dine aykırıydı.
Bunun üzerine Gülizar’ı Musa Bey’in erkek kardeşi Cezahir’le nikahladılar.

Gülizar Ermeni'ydi.
Hristiyandı.
Ama Musa Bey’in gelini Gulo hristiyan olamazdı.
Bu kabul edilemezdi.
Kendi dinini reddetmesi ve müslüman olması gerekiyordu.
Bu konuda yoğun baskı ve eziyet gördü.
Sonunda müslümanlığı kabullenmiş gibi yapıp inancını gizli gizli sürdürdü.

Musa Bey, yokluğunda Gülizar’a sahip çıkması için kız kardeşi Mıheri’yi çağırmıştı.
Mıheri’nin kontrolünde geçen günler Gülizar için cehennemdi.
Gizli gizli Ermenice dua ederken yakalanıyor, aşırı şiddet görüyordu.
Yine böyle bir günde, buğday başaklarından yaptığı haçıyla dua ederken yakalandı.
Mıheri 14 yaşındaki kızı ayakkabısının topuğuyla dövdü.
Öldürüseciye dövdü.
Gulo kanlar içinde bayıldı.
İki hafta komada kaldı.
Ayıldığında bir gözü artık görmüyordu.
Mıheri'nin ayakkabısının topuğu gözünü köreltmişti.

O günlerde Gulo'nun ailesi kızlarını geri almak için kapı kapı dolaşmıştı.
Dönemin derin devletinden bir ağanın aracılığıyla padişah Abdülhamit'e kadar uzanmışlardı.
Sonunda mahkeme açılmasını başarmışlardı.
Mahkeme Gulo'yu dinleyecekti.
Eğer Gulo, "beni zorla kaçırdılar, zorla müslüman yaptılar" derse, ailesine geri verilecekti.

Mahkemeyi duyan Musa Bey şiddeti daha da artırdı.
Gulo hergün, her saat dayak yiyordu.
Mahkemeye çıkabilmesi için Musa Bey’in ailesini müslümanlığı benimsediğine ve artık kendi dinini unuttuğuna inandırmak zorundaydı.
İnandırdı.
Mahkemede, ailesinden artık peşini bırakmalarını isteyeceğini söyledi.
Tamam dediler ama tehdit de ettiler.
“Verdiğin sözden dönecek olursan bedelini ödeyeceksin!”

Gulo mahkemeye çıkmak için Bitlis'e götürüldüğünde kalabalık içinde annesiyle karşılaştı.
Çok soğukkanlıydı.
Herkesin duyacağı şekilde annesine seslendi.
Git ana, ben artık Müslüman’ım! Peşimi bırakın, görmüyor musunuz, ben halimden memnunum” 
Ama annesi boynuna sarıldığında kulağına fısıldadı.
"Ben Ermeniyim, Ermeni öleceğim, beni kurtarın anne!”

Mahkemeyi büyük bir kalabalık izliyordu.
Çoğunluk nefret dolu gözlerle Gulo'ya bakıyordu.
Hakim sordu.
"Ermeni misin, Müslüman mısın?"
Gülo'nun nefesi tutuldu.
Tüm bedenini ateş basmıştı.
Sanki kalbi duracaktı.
Soğuk bir ter döktü.
Titremeye başladı.
Aklına Musa beyin ölüm tehditi geldi.
Bir kendisini nefretle izleyenlere baktı, bir de ailesinin şefkatli yüzlerine.
Ve elbiselerini yırtarak haykırdı.
"Kaçırıldığım gün neysem, babamın evine öyle dönmek istiyorum! Beni bu zulümden kurtarın!"
Kurtuldu.
Gulo, o yıllarda Kürt ve Türk ağalar tarafından kaçırılan yüzlerce Ermeni kızı arasında, mahkeme kararıyla ilk kurtulandı.
Gulo'yu kaçıran Musa bey Mekke'ye sürüldü.
Bir yıllık cezasını çektikten sonra geri döndü ve Sultan Abdülhamit tarafından bir Hamidiye Alayı’nın başına getirildi.

O dönemin şartlarında, gelenek ve göreneklerde namusu kirletilmiş bir kızın yaşama şansı pek yoktu.
Bir töre cinayetine kurban gitmesi olasıydı.
Ancak Muş Ermenilerinin liderlerinden, ‘Mışo Keğam’ lakaplı Keğam Der Garabedyan Gulo'yu nikahladı.
Çiftin iki çocukları oldu.
Gülizar ve Keğam İstanbul’da vefat ettiler.
Şişli Ermeni Mezarlığı’nda yatıyorlar.
Gulo'nun hikayesi bugün bile o yörelerde kulaktan kulağa aktarılıyor.
Ağıtlara, türkülere konu olur.

Müzisyen arkadaşımız Bahar Sariboga kadına şiddetin gündemden düşmediği bugünlerde, bu toplumsal drama dikkat çekmek için Gulo'nun ağıdını bir single'a taşıdı.
Çalışma yakında dinleyicisiyle buluşacak.
Ben şanslıyım
Ham halini dinledim.
Müthiş.
Çok beğenileceğine inanıyorum.
Bahar Sarıboğa şöyle diyor agıtta.

Köyün güzel kızı benli
Kıskanırdı güller seni
Dağların nuruydun belli
Vay le gulo yaman gulo

Şimdi odam sensiz kalmış
Masadaki güller solmuş
Yastığıma kokun salmış
Vay le gulo yaman gulo

Senin için bulut ağlar
Irmak senin için çağlar
Ceylan sana bakar yanar
Vay le gulo yaman gulo

Zalim ağa nasıl kıydın
Beni yardan ayrı kıldın
Ömür boyu senin sandın
Vay le gulo yaman gulo.

(S. Kaya,)
Kaynak: Gülizar'ın Kara Düğünü/Armenouhie Kevokian

Fotoğraf temsilidir

Bu acıklı hikayeyi o kadar güzel anlatılmış ki..madem bu emeğe bu parçayla katkı sunalım..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar