ABD ÇİN Savaşı Öncesi Felluce Musul Kerkük Türk Ordusuna...
Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

ABD ÇİN Savaşı Öncesi Felluce Musul Kerkük Türk Ordusuna Emanet!

27 Kasım 2019 - 09:57

ABD ÇİN Savaşı Öncesi Felluce Musul Kerkük Türk Ordusuna Emanet!

Sebeb? Çünkü Amerikalılar; Çin destekli İranlı Milislerin Irakta Başlarına Bela Olmasını İstemiyor!

Takip edenler bilir. Ortada hol yok yumurta yokken 30 Kasım 2018'de "PENTAGON’da derin anlaşma! Suriye'deki ABD üsleri Türk ordusuna bırakılacak!" öngörüsünde bulunmuştum.

Nitekim birkaç gün önce; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde halka hitabında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye Milli Ordusu (SMO) ile birlikte düzenlediği Barış Pınarı Harekatı'na dair bazı bilgiler paylaştı "YPG'ye 33 bin tır silah verildi, depoladıkları yerleri bulduk topluyoruz" dedi.

YPG Amerikan Silahlarının Bekçisi

Türk devlet aklıyla dalga geçilmez. Şeytana külahı ters giydirir. Somut örnek Amerikalıların Suriye’ye yığdığı 33 bin tır silah ve mühimmatın bekçiliğini terör örgütü PKK /YPG'ye yaptırılması.

Kimden korudular? İran'ın Kudüs Ordusundan, İranlı paramiliter güçlerden, Hizbullah'tan, IŞİD’den, El Kaide'den, Şam ordusundan korudular.

Ta ki Türk Ordusunun son operasyonuna kadar. Şimdi depolanan dünya kadar silah ve mühimmat, Türkiye’ye teslim ediliyor.

ABD  Türkiye'den Neden Vazgeçemez?

"Amerikalılar soğuk savaş döneminde NATO kapsamında önemli görevler üstlenmiş müttefik Türkiye’den vazgeçemez!.." demiştim.

Kore Savaşını hatırlayın. Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, emir ve komutasında Türk Birliği Kunuri ve Kumyangjangni muharebeleri olmak üzere birçok cephede kahramanca çarpıştı, tüm dünyanın takdirini kazandı.

Özellikle Kunuri savaşında Türk Tugayı tek başına Çin ve Kuzey Kore ordularının saldırılarını durdurduğu gibi Amerikan 8’nci Ordusu ile 9’ncu Kolordusunu çembere alınmaktan ve Amerikan 2’nci Tümenini mutlak bir imhadan kurtarmıştı.

Amerikalılar, Türk ordusunun cesaret, liyakat ve savaşma kapasitesini,  Kıbrıs’ta, Bosna savaşında, Kuzey Irak operasyonlarında ve Suriye harekâtında yakından takip ettiler.

BM Geçici Görev Gücü bünyesinde BM Koruma Kuvveti'nde (UNPROFOR), IFOR, SFOR, EUFOR, UNPROFOR’da görevlendirilen Türk askeri birimlerini yakından tanıdılar.

Ayrıca Türkiye;  Avrupa, Asya ve Afrika’da geçiş yollarının kontrolünü  sağlıyor. Sorarım size, ABD’nin Türkiye gibi savaş tecrübesine sahip, disiplinli ordusu olan kaç müttefiki var?

İşte bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı vazgeçmez ve vazgeçmedi de!

ABD'nin Türkiye’ye Önerisi: Çin'le Savaşta  Destek ve İşbirliğine  Karşı  Suriye ve Irak'ta sınırsız ittifak

Amerikalı ve Türk sihirbazların kamuoyuna yansıttıkları diplomatik hologramın tersine, ABD ve Türkiye Ortadoğu ve Orta Asya'ya birlikte yürüyor.

Suriye bunun ilk basamağı. PENTAGON ve Türk Genelkurmayı uzun süredir Suriye’de bir mutabakat üzerinde çalıştı. Barış Pınarı Harekâtı’nda bu işbirliğinin işaretleri görüldü.

İlk aşama YPG'ye silah veren Amerika YPG'yi Türk Ordusunun önünden çekip aldı.

İkinci aşama Türkiye, Kürt kantonlarını Ankara’ya bağlayacak!..

Üçüncü aşama Terör örgütleri YPG ve düşman kardeşi IŞİD’in; Irak'ın tartışmalı  ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu Kerkük, Musul ve Telafer'e konuşlanma girişimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgeye müdahalesi için gereken uluslararası ve Irak ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmalar çerçevesinde yasal zemini hazırlayacaktır.

ABD, İran’a nüfuz ederek Çin Karşısında jeo-stratejik avantajları elde etmek istiyor.

Eğer Tahran yönetimi Kraliçenin emriyle Washington yönetimine meydan okumaktan vazgeçmezse ABD’nin  İrana karşı farklı müdahale seçenekleri var.  Her durumda İran Londra ekseninden çıkıp Washington yörüngesine giriyor.

ABD stratejistlerine göre bu sayede Afganistan ve Irak ile fiziki irtibatı sağlayarak, Orta Asya’yı yay gibi saracak ve Orta Asya, Hazar havzası ve Ortadoğu’daki bütün enerji ulaşım hatlarını kontrol altında tutabilecektir.

Neden mi?

Çin’in "One Belt One Road - Bir Kuşak, Bir Yol" projesinin güney istikametinde, İran önemli bir güzergâh. İpek Yolu’nun İran üzerinden geçen güney güzergâhı, jeopolitik açıdan olduğu kadar ekonomik çıkarlar açısından da bölge ülkeleri için büyük öneme sahip.

Trump’ın hedefi önce İran’ı kendi yörüngesine çekmek sonrasında Çin’e yüklenmek.

Çin’in bu güney hattını, Ortadoğu’ya kendi mallarını ihraç etmek ve aynı zamanda bölgeden petrol ve gaz ithal etmek için kullandığı biliniyor.

Çin’in önceliği, ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini gerçekleştirmek için enerji tedarik etmedeki zorunluluğudur. ABD, İran üzerinde kurmak istediği hegemonya ile Çin’in yayılmacılığının önüne set çekmek istiyor.

Çin ve İngiltere çok önemli bir ticaret ortağı. İngiltere Çin’in ‘One Belt One Road-Bir Kuşak, Bir Yol’ projesini destekliyor.

OBOR (One Belt One Road-Bir Kuşak, Bir Yol ), Çin’in kurguladığı, 2013 yılında lanse ettiği, koordine ettiği ve fonladığı milyarlarca dolarlık bir projenin çok ötesinde stratejik bir atılım.

İki ayağı var. Biri İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, İkincisi Deniz İpek Yolu.“Kuşak (Belt)” kavramı ile Orta Çin’den başlayıp, Orta Asya üzerinden Moskova, Rotterdam ve Venedik’e uzanan karayolu, demiryolu, petrol ve gaz boru hatları ve diğer altyapı projelerinden oluşan bir kara ulaştırma ağının tamamı kastediliyor.

İngiltere, Çin’le ekonomik ilişkilerini güçlendirme yolunda adımlar atıyor. Londramerkezli finans şirketleri Pekin’de soluklanıyor. Çünkü paranın kokusunu alan bankerler kuşağı çok iyi biliyor ki; yeniden yükselen Çin’le beraber dünya ekonomik merkezi de Asya Pasifik bölgesine kayıyor.

Büyüyen Çin’in arkasındaki Avrupalı güç, İngiltere. Çin tarafı, “Uygur ayrılıkçı hareketi”nin ideolojik kaynağını “Pan İslamizm ve Pan Türkizm" olarak tanımlıyor.

Size birşey söyleyeyim mi? ABD Türkiye işbirliğine en çok İngilizler bozuluyor.

Hani şu Telafer  Musul Kerkük hattı var ya? İşte o hatta  Türk Ordusunun Kut’ül Amare’den sonra yeniden Bağdat'a yaklaşacak olmasına bozuluyorlar.

 I. Dünya Savaşı içerisinde İngilizler Çanakkale’den sonra Kut’ül Amare’de Osmanlı İmparatorluğu’na ikinci kez mağlup olduklarını hiç unutmuyorlar.

Nasıl unutsunlar? 29 Nisan 1916'da General Sir Charles V. F. Townshend komutasındaki 5 general, 481 subay ve 13300 erden oluşan İngiliz birliği 4 ay 23 gün süren Kut kuşatmasından sonra Osmanlı’ya teslim olmuştu.

Ver mehteri!

Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar

Delmiş Romanın kalbini mızrak gibi Hunlar

Göktürkler, Uygurlar,Oğuzlar, Peçenekler

Türkün yüce tarihine binbir zafer ekler

 

Dünya atının nalları altında ezildi

Kaç Haçlı sefer göğsüne çarpınca kesildi

Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden

Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar