Türk - Alman istihbarat birimleri, Amerikalılara külahı nasıl...
Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

Türk - Alman istihbarat birimleri, Amerikalılara külahı nasıl ters giydirdi?

26 Şubat 2019 - 23:04

Alman - Türk gizli servislerinin işbirliğini 1. Dünya Savaşında başlıyor. Teşkilatı Mahsusa’nın birçok operasyonunu Alman Genelkurmayı planlamış ve finans etmişti.

Almanların altınları ve silahları, Türklerin gözü kara, canını vermekten çekinmeyen fedaileri vardı. Bu askeri müttefiklik ve istihbarat paylaşımı İkinci Dünya Savaşının tüm cephelerde devam ettiği günlerde de sürdü. 

Türkiye, her ne kadar savaşa fiilen iştirak etmese de, savaşan tarafların Ankara merkezli mücadelesine sahne olmuştu. Tarafların harekâta ait tüm bilgileri Ankara’ya toplanıyor burada şekillenip istihbarata dönüştürülüyordu.

İngilizlerden belge çalıp, Almanlara satan Efsane Türk casusu Çiçero… 

Türk istihbaratı, İngiliz, Alman ve Rus gizli servislerinin faaliyetlerini yakından izlediği gibi, milli çıkarları koruyan operasyonlara da imza atıyordu.

Mesela birkaç kez filmi çekilen, 1940’larda Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği’nde çalışan Çiçero kod adlı İlyas BaznaMİT tarafından çok yönlü kullanıldı.

İstihbarat tarihinde adı “Yüzyılın Ajanı” olarak geçiyordu. Gerçekten efsaneydi, ‘Mata Hari’nin falan onun yanında esamesi okunmazdı.

Arnavut asıllı Yahudi olarak birçok ülkenin resmi kayıtlarına geçen İlyasBaznaİngiliz Büyükelçiliği’nde çalışırken, gizli savaş sırlarını Almanlara aktardığı için Alman casusu sanılıyordu.

Hatta 1960’lı yıllarda Almanya’ya yerleşmiş ve Alman hükümeti tarafından kendisineemekli maaşı bile bağlanmıştı.

İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’nde çalışan İlyas Bazna, ‘Çiçero’ kod adıylaNaziler’e gizli belge satıyordu. Çiçero’yu yakalatan ABD hayranı bir Alman kadındı. 

Almanya - Türkiye yakınlaşmasını tetikleyen gelişmeler…

TürkiyeTrump yönetiminin ekonomik ve siyasi ve Suriye üzerinden askeri saldırısını savuşturabilmek amacıyla Avrupa Birliği ile uzun süredir kötüleşmiş olan ilişkileri tekrar sürdürülebilir sürece dönüştürmek istiyor.

Türkiye’nin bu dönemde göreceli ihtiyaç duyduğu Avrupa ile ilişkileri normalleştirmek ve Almanya ile yakınlaşma çabasına aslında Berlin yönetiminin daha fazla gereksinimi olduğu söylenebilir.

Çünkü AB ve Almanya açısından birçok alanda Türkiye ile ilişkilerin bir an önce düzeltilmesi önemli.

Avrupa Birliği’nin Washington merkezli siyasi, ekonomik ve askeri politikalar belirleme konseptinde değişikliğe gitmesi nedeniyle AB - ABD arasında ortaya çıkan uyumsuzluk iki küresel güç arasında krizi tetiklediği gibi ilişkileri ve hatta NATO müttefikliğini tartışmaya açtı.

Rusya’nın Avrupa üzerinde artan baskısı, Türkiye – Rusya yakınlaşması, Avrupa’da aşırı sağın yükselmesine neden olan mülteci sorunu, terörle mücadele ve ekonomik çıkarlar, Türkiye’yi AB için vazgeçilmez kılıyor.

Önce Bundesamt für Verfassungsschutz (BfV)’da taşlar yerinden oynadı…

İlk fireyi Almanlar verdi. 

Almanya’da aşırı sağla mücadelede yetersiz kalmakla suçlanan, 7 Kasım 1950’de kurulan Almanya’nın iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkanı Hans-Georg Maassen görevinden alındı.

Almanya’nın iç istihbarat servisi olan Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkanı Hans-Georg MaassenTürk istihbarat birimlerinin, Almanya’daki Türkler üzerinde etki kurmaya çalıştığı, buna dönük “İstihbarat faaliyetlerinde” bulunduğu yönündeki iddiaları, Alman kamuoyunun gündemine taşıyan isimdi. 

Hans George Maassen"Türkiye’yi müttefik olarak değil hasım olarak gördüklerini" diplomatik nezaket dışına çıkarak ifade etmekten kaçınmamıştı. 

Türkiye’nin, Fetullah Gülen yapılanmasının, Anayasayı Koruma Teşkilatıtarafından izlenmesi talebini de değerlendiren Maassen, “Gülen hareketi Almanya’da gözlem altında değil, çünkü gözlem altına alınması için yeterli dayanak noktalarına sahip değiliz” demişti.

Hans-Georg Maassen, 1 Ağustos 2012’den beri Bundesamt für Verfassungsschutz (BfV) Başkanı’ydı. Maasen, yabancı karşıtlığı ile tanınıyordu. Kaderin cilvesine bakın ki onu koltuğundan yabancı düşmanlığı götürdü.

Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın (BfV) Türkler ve İslami cemaatlerle ilgili çalışmaları...

Alman iç istihbarat örgütü Federal Anayasa'yı Koruma Teşkilâtı (BfV), aşırı sağcı hareketleri yakından izlediği gibi Almanya’da yaklaşık 100 kadar radikal İslamcı hücreleri de takip ediyor.

Alman iç istihbarat teşkilatının yıllık raporlarında, “İslamcılık” ve “uluslararası İslamcı terör” ayrımı yapılıyor. Terör tehdidini sürdüren örgütler mutlaka masaya yatırılıyor. 

Alman istihbaratına göre en büyük İslamcı grup Milli Görüş…

Ülkelerindeki rejimi değiştirmek için çaba gösteren ve Almanya’da üyeleri bulunan yabancı kökenli örgütler de mercek altında.

Raporlarda, bu kapsamda toplam 44 örgüte işaret ediliyor ve bunların yaklaşık 25 bin üyesinin olduğu belirtiliyor.

Alman istihbaratının Türk, Kürt,  İslamcı örgütlere yerleştirdiği 'bağlantı adamları' kimler?

Anayasal düzen karşıtı kişi ve örgütleri daha iyi gözlemleyebilmek için Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın uyguladığı bir yöntem, geçmiş yıllarda da çok tartışılmıştı.

Bu yöntem; Alman istihbaratı ile aşırı sağcı, solcu, dini, etnik gruplar arasında irtibatı kuran “köprü kişiler”in kullanılması. Alman istihbaratı bunlara "Verbindungsmann/Bağlantı Adamı!" diyor.

Almanya'da İslamcı, solcu, Kürtçü geçinen birçok kişi, Alman istihbaratında Verbindungsmann/ Bağlantı Adamı!

BfV Başkan Yardımcısı bir Türk; Sinan Selen...

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın ikinci ismi Sinan Selen oldu.

Selen, hukukçu istihbaratçı.

Köln Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alan Selen, emniyet birimlerinde 2000 yılında çalışmaya başladı.  2000 yılında Federal Asayiş Dairesi’ne girdi.

2006 yılında banliyö trenine saldırı düzenleme planı yapan "İslami" teröristlere yönelik soruşturmayı yürüten ekibe başkanlık yaptı.

Federal İçişleri Bakanlığı Uluslararası Terörle Mücadele Birimi’nin başkanlığına getirildi. Terörle mücadeleden Turizm şirketi güvenlik başkanlığına…  Uluslararası terörle mücadele konusunda ülkenin önemli uzmanları arasına giren Selen, 2016’da Federal İçişleri Bakanlığı’ndaki görevinden ayrıldı.

Dünyanın en önemli turizm şirketlerinden biri olan TUİ’nin dünya genelindeki güvenlik konseptinin başına geçti.

TUI AG eski adıyla Touristik Union International.

AG, merkezi Almanya'nınHannover kentinde bulunan uluslararası bir turizm şirketi.  TUI AG; 1923 yılında kurulmuş olan bir madencilik şirketiydi, 1990'lı yıllarda turizm şirketine dönüşmüştü. 

Sinan Selen'in çalıştığı şirket, Türkiye'de faaliyet gösteriyor... 

2016'da dünyanın en büyük turizm şirketlerinden TUI, Türkiye'de çeşitli markalar altında faaliyet gösteren 21 otelini 'TUI Hotels and Resorts Turkey' çatısı altında topladı.

Turizm şirketi TUI, Türkiye'de faaliyet gösteren Robinson, TUI Blue ve Magic Life'ın da içinde bulunduğu otellerini "TUI Hotels and Resorts Turkey" adı altında bir araya getirdi.  Yeniden yapılanmanın tamamlanmasıyla birlikte 21 otel, 5 bin 700 çalışan ve yıllık 2.5 milyon geceleme kapasitesine sahip Türkiye'nin en büyük otel zinciri oluşturuldu.

Sinan Selen Ankara'da ‘Şerpa’ydı...

Sinan Selen; Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Alman mevkidaşı Angela Merkel’in başkanlık ettiği ve hükümetler arası düzeyde 22 Ocak’ta başkent Berlin’de düzenlenen ilk Türkiye-Almanya Yüksek İşbirliği Konseyi’nde ‘şerpa’ atanmıştı. ‘Şerpa’ terimi, diplomaside, ülkeleri önemli zirvelerde temsil eden ve zirve gündemine hazırlayan görevliler için kullanılıyor.

Selen, neden Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı İkinci Başkanlığına atanmıştı?

46 yasındaki terör uzmanı Sinan Selen'in bu pozisyona Almanya’da 4. nesil göçmen kökenli bir memurun ilk kez atanması ile başta Türkiye olmak üzere birçok göçmeninAlman İç İstihbarat Servisi'ne olan güveninin yeniden tesis edilmesi amaçlanıyor olabilir. 

Selen'in atanmasıyla toplumun mağdurları, Almanya'daki Kürt hareketi yanlıları ve Türkiye kökenli radikal solcular olacağa benziyor.  Sinan Selen, Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.

2000 yılında Federal Asayiş Dairesi'ne giren Selen, burada başarıları ile dikkat çekti. 2006 yılında, Köln merkez tren garında bombalı araçla saldırı düzenlemek isteyen ikiLübnanlı "aşırı İslamcı"nın yakalanmasında büyük rol oynadı.

El Kaideci Türk, Almanya da hapis yattı; Amerika iadesini istedi Berlin, Türkiye’ye gönderdi…

Olay nasıl oldu? 

ABD’nin Afganistan’da iki askerinin öldüğü terör saldırısının planlayıcılarından olmakla suçladığı Türk vatandaşı Adem YılmazAlmanya’da 11 yıl hapis yattıktan sonra Türkiye’ye iade edildi ve Türk yargısı tarafından serbest bırakıldı.

Adem YılmazAlmanya'da ‘Sauerland Grubu’ olarak bilinen 4 kişilik bir terör hücresinin üyesiydi. GrupABD ve Birleşmiş Milletler’in El Kaide bağlantılı olarak tanımladığı İslami Cihat Birliği’ne yakındı.

Alman polisi, operasyonun düzenlendiği evde bomba yapımında kullanılan 735 kilogram hidrojen peroksit ele geçirmişti. ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre bu miktarla 55 kilogram patlayıcı üretilebilirdi.

Maliye Bakanlığı, Adem Yılmaz’ın yargılandığı 2008 yılındaki açıklamasında,“Saldırılar gerçekleşseydi, bilanço 2004 Madrid ya da 2005 Londra saldırılarının çok daha üstünde olurdu’’ ifadesine yer vermişti.

2007’de Yılmaz ve grubun iki üyesi daha tutuklanmış ve “terör hücresi oluşturmak, olabildiğince çok sayıda Amerikalı öldürmek için bir ABD üssüne ve kamusal alanlara saldırı planlamak”tan hüküm giymişti. 

2010 yılında Yılmaz, yargılandığı Düsseldorf Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

ABD tarafından terörist ilan edilen YılmazBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yaptırımlar listesine eklendi. 

ABD, 2015 yılında da Yılmaz hakkında terör organizasyonuna yardım ve askeri eğitim sağlamak suçlamasıyla iddianame hazırlamıştı.

2016 yılında ABD, Almanya’dan Yılmaz’ın iadesini istedi.

Ancak, Alman mahkemesi, cezasını çekmiş olan birini aynı suçtan iade etmeyi yasakladığını gerekçe göstererek, ABD’den daha fazla bilgi istedi. 

Alman mahkemesi, sonraki süreçte ABD’nin, Yılmaz’ın iade edilmesi yönündeki talebini çifte yargılama yasağı nedeniyle reddetti ve Adem Yılmaz’ı Türkiye’ye sınır dışı etti. 

Türkiye’ye iade edilen Adem Yılmaz, Türk yargısı tarafından serbest bırakıldı.

Nasıl ama?

“Al takke, ver külah”ta üstümüze yok!

.

Ömür Çelikdönmez

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar