TANRI ULUDUR'DAN ALLAHÜ EKBER'E..
Yaşar Duru

Yaşar Duru

Yaşar Duru

TANRI ULUDUR'DAN ALLAHÜ EKBER'E..

30 Mart 2018 - 10:51

İzninizle; bugün ve büyük ihtimalle takibeden bir-iki gün daha; 68 yıl oncesine dönecek TBMM’nin 16 Haziran 1950’de gerçekleştirdiği “Dokuzuncu Bileşim’inin birinci oturumuna misafir edeceğiz sizleri.
O gün söz konusu bileşimde neler konuşulduğunu ve neler olduğunu hatırlayanınız, bileniniz veya en azından sonradan okuyanınız vardır, diyemiyorum. 
Diyemiyorum, çünkü; her ne konuda olursa olsun okuyan, okuyup araştırmayı seven insanlar değiliz. 
Diymiyorum, çünkü; “din, iman, tarih, mukaddesat” vb değerler sözkonusu olunca başlangıçta kasırga misali esip gürleyerek mangalda kül bırakmayan; sıra eyleme geldiğinde her sorunu “büyüklerimiz daha iyi bilir” mazeretiyle “Allaha havale eden” okuma engelli balık hafızalı bir milletiz.
Takvimlerin 16 Hazır 1950’yi gösterdiği o günde saatler 15.00’i gösterdiğinde Meclis Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Fuad Hulusi Demirelli Başkanlığında, toplanan TBMM’nin “Birinci Oturum”unda, Başkan’ın “Çokluğumuz vardır, oturumu açıyorum” ilânından sonra, ilk sözü Başbakan Adnan Menderes alır.
Vakur adımlarla kürsüye gelen Başbakan Adnan Menderes, her zamanki mütevazi tavırlarıyla başkanlık divanını ve bileşime katılan milletvekillerini selamladıktan sonra asıl konuya girer.
“Muhterem arkadaşlar; Arapça Ezan hakkında Demokrat Parti Meclis Grubunda verilen kararın gazeteler ve radyo ile yayınlanması neticesinde kanunî mâniin kaldırılmış olduğu telâkkisinin hâsıl olması ve bâzı vatandaşların Arapça ezan okuması muhtemel olduğu için bu bapta hükümetçe Meclise sevk etmiş olduğumuz lâyihanın bugünkü ruznâmeye alınmasını ve müzâkere edilmesini yüksek tasvibinize arz ediyorum.”
Meclis büyük bir coşkuyla dalgalanır; gözyaşı ve takdirler arasında alkış tufanı kopar. Meclis zabıtlarında bu tablo, peşpeşe yükselen “Muvafık!’ ve ‘Bravo!’ sesleri ve ‘Demokrat Parti milletvekillerinden sürekli alkışlar...’ cümleleri ile kayda geçer.
Aslında Demokrat Parti döneminde çıkan ilk kanun olan “Ezan kanunu”, sadece Ezanın aslına çevrilmesi değil, çeyrek asırdır “mekteplerde yaptıracağımız yeni öğretim usûlleriyle yetişecek gençlik, Kur’ân’ı ortadan kaldıracak ve bu sûretle milletin İslâmiyetle olan alâkası kesilecek” projesinin iflâsının da başlangıcıdır.
Meclis’teki Ezan görüşmelerinde, önce Menderes’in direktifiyle üzerinden 48 saat geçmeden tasarının gündeme alınması konusunda usul tartışması başlar. Meclis Başkanvekili, bu vaziyeti, 
“-Arkadaşlar; Başbakanın bahsettiği, Türk Ceza Kanununun 526’ncı maddesinin tadili hakkındaki tasarının, raporu Adalet Komisyonunca yazılmış, tab ve tevzi edilmiştir. Yalnız aradan 48 saat geçmediği için gündeme alınmamıştır. Şu kadar ki, şimdi muhterem Başbakanın buyurdukları esbab-ı mucibeye dayanılarak Adalet Komisyonunun mazbatasında da tasarının hemen gündeme alınması ve ivedilik ve yeğlikle görüşülmesi Kamutaya teklif ediliyor. Bu itibarla yazılı teklifler karşısındayız. Bu teklifleri birer birer reyinize arz edeceğim. Evvelâ bunun gündeme hemen alınması teklifini yüksek reyinize arz ediyorum” diye açıklar. 
Akabinde oylamayla tasarı gündeme alınır. “İvedilik teklifi”nin “kanunun yalnız bir kere müzâkere edilip intaç edilmesini tazammun ettiği ve gündemdeki maddelerden önce bu kanun tasarısının müzâkere edilmesini esas aldığı” hususu Başkanvekili’nce açıklanıp oylanır. Tasarı derhal “ivedilikle” Meclis’in gündemine alınır…
Bu arada bir takrir verilir, Başkanvekili’nin İçtüzüğe göre iki lehte, iki aleyhte konuşma gerektiği hatırlatması üzerine, Demokrat Parti Ağrı Milletvekili Celâl Yardımcı söz alır ve takrir hakkındaki görüşünü: 
“Efendim, arkadaşımın verdiği takrire göre evvelâ iki kişi lehte, sonra aleyte konuşanlar konuşsun, daha sonra da tamamen kanun hakkında konuşanlar konuşsun deniliyor. Halbuki bir mesele hakkında konuşacaklar sıra ile söz alırlar ve Başkan söz sırasını tâyin eder. Leh ve aleyte konuşulur, diye ayrı ayrı guruplara tâbi tutulmaya lüzum yoktur, kanaatindeyim” cümleleriyle dile getirir.
Neticede önce lehte, sonra aleyhte konuşmalarla müzâkereye başlanma kararı alınır. Başkanvekili’nin “Cumhuriyet Halk Partisi Gurupu nâmına tasarı üzerinde söz isteyen her halde takaddüm edecektir” ifâdesiyle grubu nâmına söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon milletvekili Cemal Eyüboğlu’na söz verir. Eyuboğlu:
“Türk Ceza Kanununun 526 nci maddesinden, Ezana taallûk eden ceza hükmünün kaldırılması maksadıyla hükûmetin bugün huzurunuza getirdiği kanun tasarısı hakkında C.H.P. Meclis Grubunun görüşünü arzediyorum” diye konuşmasına başlayan Eyüboğlu’nun sözleri, millî irâdenin hükmünü ortaya koyar.
C.H.P.nin “millî devlet ve millî şuur politiası icâbı Türk vatanında ibadete çağırmanın da öz dilimizde olmasını daima tercih ettik” diye konuşan Eyüpoğlu’nun, “Türkçe Ezan, Arapça Ezan mevzuu üzerinde bir politika münakaşası açmaya taraftar değiliz. Millî şuurun bu konuyu, kendiliğinden halledeceğine güvenerek Arapça ezan meselesinin cezâ konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtar olmayacağız” sözleri anlamlı olur.
İktidar ve muhalefet milletvekillerinin alkışladığı bu konuşmayla belli ki CHP, yükselen millî irâdeye boyun eğmek mecburiyetinde kalmıştır bir bakıma., 
Hiç kuşkusuz Türkiye, Demokrat Parti ve Başbakan Menderes bu noktaya birkaç günde ve Ankara’ya hakim atmosferin etkisiyle gelmemişlerdi. Ezan Günü’nün öncesi de vardı. Ki o günlere dair tanık olduğumuz birkaç anektodu hafta boyu aktarmaya çalışacağız.

Yaşar Duru

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar