KBY'NİN REFERANDUM KARARI: NEREYE GİDİYORUZ?
Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

KBY'NİN REFERANDUM KARARI: NEREYE GİDİYORUZ?

18 Eylül 2017 - 20:45

2012 yılının 2 Temmuz’unda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) peşmergelerinde ve özellikle dindar Halepçe’de bir amcanın tişörtünde “American Army” yazısı ve başında Amerikan şapkası görünce dayanamadım, “Bu ne Amerika sevgisi ayıp değil mi?” Kürtçe sordum. Amca, ağlamaklı bir gözle şu cevabı verdi: “Benim 9 çocuğum oldu ama hiçbirini 15 yaşına getiremedim. Hepsini Saddam öldürdü. Onu öldüren kim olursa olsun o, benim dostumdur. Ben bu yüzden Amerika’yı seviyorum.”

 Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül 2017 tarihinde Irak’tan bağımsızlık kararı için referanduma gidecek. Suriyeli mültecileri de dâhil ederseniz yaklaşık 8 milyonluk nüfusa sahip olan IKBY, esas olarak Erbil ve Süleymaniye’den oluşurken, DAİŞ saldırılarından sonra, “kimseye bağlı olmayan vilayet olarak” olarak tanımlanan Kerkük de bu sırada Erbil tarafından IKBY’ye fırsattan istifade bağlandı. 

Irak’taki Kürtlerin neredeyse tamamını içeren IKBY haritasına bakıldığında, Türkiye ve PYD’nin kontrol ettiği Kuzey Suriye’nin (Rojava) bölgeleri dahil olarak İran ile çevrili durumdadır. 2 Ağustos 1990 yılında Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden 2017 yılına geldiğimizde IKBY bölgesi (1918-1990) Sykes-Pico düzenini fiilen yıkan tek siyasi harita değişikliğidir. Üç harflilerin (İran, İsrail ve İngiltere) kontrolünde olan DAİŞ’in, 2014 yılında şaha kaldırılmasıyla ortaya çıkan, Irak-Suriye sınır birleşmesi ise bu anlamda ikinci milat oldu. 

Tam bu süreçte IKBY’nin gelecek hafta yapacağı Bağımsızlık referandumuna Türkiye 22 Eylül’deki MGK’de buna karşı kesin kararlar alacağını belirtti.  MGK’yı 5 gün erkene alıp, Habur sınırında askeri tatbikat yapan, PYD ve PKK’yla savaşan Türkiye, şu ana kadar Ortadoğu’ya açılan tek kara kapısı, bölgede Türkiye yanlısı olarak bilinen, muhafazakâr Barzani liderliğindeki IKBY’yi de düşman olarak göreceğini ilan etmiştir. Eğer bu, milliyetçi MHP’nin gazını almaya dönük göstermelik bir ifade değilse, yani ambargo ve silahlı müdahaleye kadar gidecekse kanaatimce bu, Türkiye’nin 94 yıllık siyasi hayatında aldığı en önemli siyasi karar olarak, ikinci Cemal Paşa vakası bizi bekliyor olacak.

Ben bu noktaya varmadan akıl, basiret, feraset, ekonomik, sosyal, siyasal, stratejik ve ümmet dairesinde, aşağıdaki maddeler halinde konunun br kez daha düşünülmesini tavsiye ediyorum:

1.) Türkiye, IKBY’ye İran ve Bağdat’ın politikaları doğrultusunda “gereken her adımı” atarsa bu, Ortadoğu’daki son kapının kapanması, İran’ın Akdeniz’den Orta Asya’ya kadar uzanan kesintisiz hegemonyasının önündeki son engelin kalkması ve Türkiye’nin yakın son dostunun da ortadan kalması anlamına gelir.

2.) Türkiye bununla hem içerde hem de dışarda bütün Kürtleri, Ortadoğu’daki üç harflilerin (İsrail, İran ve İngiltere) ve PKK’nın kucağına iter. Bu Kudüs Fatihi Selahaddin’i Eyyubi’nin torunlarına, Fatih’in torunlarının yapamayacağı kadar büyük bir kötülüktür.

3.) Kanaatime göre, IKBY referandum kararıyla, bağımsızlık değil Bağdat’la konfederal bir yapıya eşit bir ortak olarak gitmek istiyor. Bu da Türkiye’nin yararınadır. Çünkü Türkiye’nin tarihi, ekonomik, coğrafi, askeri ve toplumsal bir müttefiki olan IKBY’nin, İran’ın kontrolünde olan Bağdat’ın elinde olması Türkiye’nin zararınadır.

4.) IKBY, Rus gazına bağımlığı azaltmak için sadece Türkiye için yapılan doğalgazı hattı ile legal ve illegal olarak Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır. Örneğin, yıllık ortalama 20 milyar dolarlık ticaret ile Türk Lirası orada dolar gibi işlem görmektedir. 3000 işadamı, 1400 orta ve büyük ölçekli firma ile IKBY’nin tüm ihalelerini elden almaktadır.

5.) Habur sınır kapısı kapatılırsa, Türkiye İran’a mahkûm olur ve Van, Urmiye Kasr-ı Şirin hattındaki 1200 km’lik yolda kamyonları acem marşıyla yürütecek

6.) Sadece Erbil’de İran’ın 100’den fazla kültür merkezi var iken ve İran Süleymaniye’yi de (Gorran, Komala ve YNK partileri) üzerinden kontrol ediyorken, Türkiye uşağı olmakla suçlanan KDP’yi ve Barzani’yi boğmak, Türkiye için akla zarardır.

7.) 5 vekil, bakan, vali, kaymakam ve tüm kamu haklarından Kürtlerle eşit olarak yararlanan ve nerde Kürt varsa orada bir Türkmen’ in de olduğu Irak’ta Türkmenler de tehlike altına girmez mi?

8.) IKBY’nin Bağdat’tan bağımsızlığı, dolaylı olarak Kerkük’ün de Türkiye’nin eline geçmesi demektir.

9.) ABD şu anda Kerkük’te büyük bir askeri üs kurmaktadır. İsrail son üç ayda 4 askeri tatbikat yaptı. İki gün önce Mesut Barzani’yle Amude’de 1 saat 15 dakika Netenyahu bizzat konuştu. Bunun içeriğini gayet kolaylıkla düşünebiliriz.

10.) Sınır kapatılırsa IKBY’de Bamerni, Kani Masi, Başika askeri üsleri ve tüm MİT ofislerini kapatabilir ve ekonomik yaptırımları uygulayacağını biliyoruz.

11.) 200 000 peşmerge ve 100 000 PYD’liyi ABD’nin eğittiği ve milyarlarca dolarlık binlerce TIR’la yapılan askeri destek ve en az bunun kadar desteklenen PKK’yi eklersek Türkiye’ye büyük bir oyun oynandığı net görülür.

12.) Bu çatışmadan en çok İran karlı çıkmaktadır. Bu, Şah İsmail’in tahtını İstanbul’da tutan Ankara’ya hakarettir.

Kısaca bu durum Cemal Paşa’nın Arap şeyhleri idamına benzemektedir. Güya Teşkilat-ı Mahsusa bir belge ele geçirmiştir. Belgeye göre Beyrut’taki Fransız konsolosluğunda bir hafta sonra isyan edecek Arap şeyhlerinin adları yazılı olan bir dosya bulunmaktadır. Konsolosluğu basan PKK sever Hasan Cemal’ın dedesi, Cemal Paşa (!), orada gerçekten bir liste ele geçirir ve listede Arap şeyhlerinin adları yazılıdır. Paşa listeyi kaptığı gibi Şeyhleri toplar. Önce kızlarıyla içkili bir alem yapar ve sonra onları Şam meydanında astırır. Hakikat sonra ortaya çıkar. Bunlar asi şeyhler değil Fransızların bir türlü kandıramadığı Osmanlıya en sadık kahramanlarıdır. Ve belgeyi Fransız istihbaratı yemletmiştir.

İnşallah bizim durum buna benzemez. Tarih ibret alınmazsa tekrar eder. Suriye, Libya, Yemen ve Arakan ortada iken yeni bir savaş çıkarmak, Türkiye’nin sadece itibarını çökertmez, İdris-i Bitlisi’nin yolunda olanları saf dışı eden Yavuz Sultan Selim’in de ansızın şark çıbanıyla ölmesi anlamına gelir. Yüzyıllık emeğe yazık olur. Üç asır sonra gelen fırsata yazık olur. 

O zaman da Halepçe’deki dindar bir Kürde diyemeyiz: Neden sen Amerikan askeri oldun? O da der ki; sen kime hizmet ediyorsun? Amerika ve İsrail senin de müttefikin değil mi? 

Dinime küfreden Müslüman olaydı bari demez mi?

Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu

18 Eylül 2017 19:48

  •  

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar